5 Gün
15
16.06.2027
20.06.2027
Genel Bakış
Rusya’nın kalbi Moskova ve imparatorluk mirasının zarif başkenti St. Petersburg’u kapsayan bu yolculuk, yalnızca bir şehir gezisi değil; yüzyıllar boyunca şekillenmiş bir medeniyetin izlerini takip eden tarihî bir keşiftir. Kremlin’in güçlü surlarından Hermitaj’ın sanat dolu salonlarına, Kızıl Meydan’ın hafızasından Peterhof’un görkemli bahçelerine kadar uzanan bu rota; Çarlık Rusyası’nın ihtişamını, Sovyet döneminin izlerini ve Rus sanatının dünyaya bıraktığı büyük mirası yakından tanıma fırsatı sunmaktadır.
Gezilecek yerler
Konaklama Bilgisi
Bütün konaklamalar 4* Oteller
Uçuşlar THY ile yapılacaktır
İstanbul Havalimanı’nda Türk Hava Yolları kontuarı önünde buluşmamızın ardından bilet, bagaj ve pasaport işlemlerimizi tamamlıyor ve Moskova yolculuğumuza başlıyoruz. Rusya’nın başkenti Moskova’ya varışımızın ardından şehrin tarih kokan sokaklarına doğru hareket ediyoruz. Yüzyıllar boyunca imparatorlukların yükselişine, devrimlere ve büyük siyasi dönüşümlere tanıklık eden Moskova, geçmiş ile bugünün aynı anda hissedildiği eşsiz bir şehirdir. Gezimizin ilk durağı, Moskova’nın ve Rus tarihinin simgesi hâline gelen Kızıl Meydan.
Kızıl Meydan: Moskova’nın kalbinde yer alan Kızıl Meydan, yalnızca geniş bir meydan değil; Rusya’nın hafızasıdır. Çarlık törenlerinden Sovyet döneminin askerî geçitlerine, tarihî konuşmalardan halkın bir araya geldiği önemli olaylara kadar pek çok dönüm noktasına tanıklık etmiştir. Meydanın çevresinde yükselen yapılar, Rus tarihinin farklı dönemlerini aynı manzara içerisinde bir araya getirir.
St. Basil Katedrali: Kızıl Meydan’ın en dikkat çekici yapısı olan St. Basil Katedrali, rengârenk kubbeleriyle adeta bir masal kitabından çıkmış gibidir. 16. Yüzyılda Çar IV. İvan tarafından
Kazan Hanlığının alınması anısına yaptırılan bu eser, Rus mimarisinin en özgün örneklerinden biri kabul edilir. Her kubbesi farklı bir tasarıma sahip olan yapı, yalnızca bir ibadet mekânı değil, Rus sanat anlayışının güçlü bir ifadesidir.
Lenin Mozolesi: Sovyet tarihinin en önemli figürlerinden Vladimir Lenin’in anıt mezarı olan bu yapı, 20. yüzyılın en büyük siyasi hareketlerinden birinin sembollerinden biridir. Kızıl Meydan üzerindeki varlığı, Rusya’nın yakın tarihindeki büyük dönüşümlerin izlerini taşımaktadır.
Minin ve Prens Dimitri Anıtı : Rus halkının yabancı işgaline karşı verdiği mücadelenin simgesi olan bu anıt, halk iradesinin ve birlik düşüncesinin bir sembolü olarak meydandaki yerini almıştır.
Lobnoye Mesto: Geçmişte önemli duyuruların yapıldığı tarihî platformlardan biri olan Lobnoye Mesto, eski Moskova’nın siyasi ve toplumsal hayatında önemli bir yere sahiptir.
Nikolskaya Kulesi: Kremlin surlarının zarif yapılarından biri olan Nikolskaya Kulesi hem mimarisi hem de tarihî konumu ile dikkat çeken yapılardan biridir.
Bolşoy Tiyatrosu : Dünya opera ve bale sanatının en prestijli sahnelerinden biri olan Bolşoy Tiyatrosu, Rus sanatının uluslararası alandaki gücünü temsil eder. 19. yüzyıldan günümüze uzanan geçmişi boyunca birçok unutulmaz eserin sahnelendiği bu yapı, Moskova’nın kültürel kimliğinin önemli parçalarından biridir. Gezimizin ardından otelimize transfer oluyor ve Moskova’daki ilk günümüzü tamamlıyoruz.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Moskova’nın tarihî kalbine doğru yolculuğumuza devam ediyoruz. Bugün şehrin yalnızca görünen yüzünü değil; Rusya’nın siyasi gücünü, sanat anlayışını ve tarihî hafızasını oluşturan en önemli noktalarını keşfedeceğiz. Günün ilk durağı, Rusya’nın yüzyıllardır yönetim merkezi olan Kremlin Sarayı.
Kremlin Sarayı: Moskova’nın merkezinde yükselen Kremlin, yalnızca bir saray kompleksi değil; Rus tarihinin kararlarının alındığı, imparatorların taç giydiği, devletlerin kaderinin şekillendiği bir tarih sahnesidir. Kızıl tuğlalı güçlü surların çevrelediği bu görkemli alan, yüzyıllar boyunca Rus çarlarının ikametgâhı olmuş, günümüzde ise Rusya’nın siyasi ve sembolik merkezi olma özelliğini korumaktadır. Kremlin gezimiz sırasında tarihî kiliseleri, meydanları ve Rus mimarisinin en değerli eserlerini yakından tanıyacağız.
Çar Çanı: Kremlin içerisinde bulunan Çar Çanı, insan eliyle yapılmış en büyük çanlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Yaklaşık 200 ton ağırlığındaki bu dev eser, hiç çalınmamış olsa da dönemin mühendislik ve sanat anlayışının ulaştığı noktayı göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Üzerindeki işlemeler ve kabartmalar, yalnızca bir metal işçiliği örneği değil; Rus imparatorluk estetiğinin güçlü bir yansımasıdır.
Çar Topu: Kremlin’in bir diğer dikkat çekici eseri olan Çar Topu, 16. yüzyıldan günümüze ulaşan görkemli bir askerî simgedir. Her ne kadar savaş alanında kullanılmamış olsa da büyüklüğü ve işçiliğiyle Rusya’nın güç anlayışını ve dönemin teknolojik seviyesini göstermektedir.
Moskova Metrosu: Kremlin ziyaretimizin ardından Moskova’nın yer altında saklı sanat galerilerini keşfetmek üzere metro gezimizi gerçekleştiriyoruz. Moskova Metrosu, sıradan bir ulaşım sistemi olmanın ötesinde, Sovyet döneminin estetik anlayışını yansıtan eşsiz bir mimari projedir. Mermer sütunları, görkemli avizeleri, heykelleri ve mozaikleriyle birçok istasyon adeta birer saray görünümündedir.
Arbat Caddesi: Metro gezimizin ardından Moskova’nın en eski ve en karakterli caddelerinden biri olan Arbat’a geçiyoruz. Geçmişte sanatçıların, yazarların ve aydınların buluşma noktası olan Arbat Caddesi; bugün de sokak sanatçıları, tarihi binaları ve hareketli atmosferiyle Moskova’nın ruhunu hissettiren özel bölgelerden biridir. Burada öğle yemeği ve serbest zaman için mola veriyoruz.
Tretyakov Devlet Galerisi: Serbest zaman sonrasında Rus sanatının en önemli hazinelerinden biri olan Tretyakov Galerisi’ni ziyaret ediyoruz. 19. Yüzyılda koleksiyoner Pavel Tretyakov tarafından oluşturulan bu müze, Rus resim sanatının gelişimini anlamak için eşsiz bir kaynaktır. Burada yalnızca tabloları değil; Rus toplumunun değişimini, inançlarını, günlük yaşamını ve tarihî olaylara bakışını da görmek mümkündür. Ortodoks ikonalarından klasik dönem eserlerine kadar uzanan koleksiyon, Rus kültürünün görsel hafızası niteliğindedir.
Novodeviçi Manastırı ve Ünlüler Mezarlığı : Günün devamında Moskova’nın en önemli tarihî yapılarından biri olan Novodeviçi Manastırı’na geçiyoruz. 16. Yüzyılda kurulan bu manastır, Rus tarihindeki önemli kadın figürlerle ve aristokrat ailelerle bağlantılı geçmişiyle dikkat çeker. Zarif mimarisi ve sakin atmosferiyle Moskova’nın karmaşası içinde farklı bir dünyayı temsil eder. Manastır içerisinde yer alan Ünlüler Mezarlığı ise Rusya’nın kültür, sanat ve siyaset dünyasına yön veren birçok önemli ismin son durağıdır.
Nazım Hikmet’in Mezarı: Bu anlamlı ziyaretimiz sırasında Türk edebiyatının büyük şairlerinden Nazım Hikmet’in kabrini ziyaret ediyoruz. Yaşamının önemli bir bölümünü sürgünde geçiren ve eserleriyle dünya edebiyatında kendine güçlü bir yer edinen Nazım Hikmet’in Moskova’daki mezarı, Türk ziyaretçiler için özel bir anlam taşımaktadır. Gezimizin ardından tren garına hareket ediyoruz.
Akşam saatlerinde tren ile St. Petersburg yolculuğumuza başlıyoruz. Bu keyifli ve konforlu yolculuğumuz sırasında Rusya’nın geniş coğrafyasını izleyerek imparatorluk mirasının başkentine doğru ilerliyoruz. St. Petersburg’a varışımızın ardından otelimize transfer oluyor ve dinleniyoruz.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Rusya’nın kültür başkenti olarak kabul edilen St. Petersburg’u keşfetmeye başlıyoruz. 1703 yılında Büyük Petro tarafından Neva Nehri kıyısında kurulan St. Petersburg, kısa sürede Rus İmparatorluğu’nun Avrupa’ya açılan kapısı hâline gelmiştir. Geniş caddeleri, görkemli sarayları, kanalları ve sanat eserleriyle şehir, adeta bir açık hava müzesi görünümündedir. Bugünkü gezimizde şehrin zarafetini, imparatorluk döneminin sanat anlayışını ve Rus kültürünün en özel eserlerini yakından tanıyacağız.
Fabergé Müzesi: Günün ilk durağı, Rus kuyumculuk sanatının en seçkin örneklerine ev sahipliği yapan Fabergé Müzesi oluyor. 19. Yüzyılın sonlarında Rus çarları için hazırlanan eşsiz mücevherlerle ün kazanan Fabergé markası, yalnızca değerli taşlarla süslü eserleriyle değil, her bir parçaya işlenen incelikli sanat anlayışıyla da dünya tarihinde özel bir yere sahiptir. Müzede özellikle Çarlık ailesi için hazırlanan ünlü Fabergé yumurtaları dikkat çekmektedir. Her biri farklı bir hikâyeyi ve dönemin zarafet anlayışını yansıtan bu eserler, Rus aristokrasisinin sanata verdiği önemin en çarpıcı örnekleri arasındadır. Mücevherlerin yanı sıra minyatürler, gümüş objeler ve dekoratif sanat eserleri aracılığıyla Rus saray kültürünün inceliklerini keşfetme fırsatı buluyoruz.
St. Petersburg Şehir Turu: Fabergé Müzesi ziyaretimizin ardından şehir turumuza devam ediyoruz. Neva Nehri kıyısında şekillenen St. Petersburg’un tarihi dokusu içerisinde; eski liman fenerleri, Darphane, Saat Kulesi, Büyük Petro Heykeli, Amirallik Binası ve Avrora Zırhlısı gibi şehrin geçmişine ışık tutan önemli noktaları görüyoruz.
Büyük Petro Heykeli: Şehrin kurucusu olan Büyük Petro’nun anısına yapılan heykel, St. Petersburg’un kuruluş hikâyesinin en önemli sembollerinden biridir. Rusya’yı Avrupa devletleri seviyesine taşımayı hedefleyen Büyük Petro, bu şehirle birlikte ülkesinin geleceğine yön veren büyük bir dönüşüm başlatmıştır.
Amirallik Binası: St. Petersburg’un en tanınan yapılarından biri olan Amirallik Binası, şehrin denizcilik gücünün ve imparatorluk dönemindeki stratejik öneminin simgesidir. Altın renkli zarif kulesi, bugün hâlâ şehrin siluetinin en belirgin parçalarından biridir.
Avrora Zırhlısı : Rus tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan 1917 Bolşevik Devrimi ile özdeşleşen Avrora Zırhlısı, yalnızca bir savaş gemisi değil, aynı zamanda 20. yüzyılın siyasi değişimlerinin sembollerinden biridir.
St. Isaac Katedrali: Şehir turumuzun devamında St. Petersburg’un en etkileyici yapılarından biri olan St. Isaac Katedrali’ni ziyaret ediyoruz. 19. Yüzyılda inşa edilen bu görkemli yapı, büyüklüğü ve mimari detaylarıyla Rus imparatorluk mimarisinin zirve örneklerinden biri kabul edilir. Altın kaplama büyük kubbesi şehrin siluetine hâkim olurken, iç mekânındaki mermer süslemeler, mozaikler ve sanat eserleri ziyaretçileri etkileyen bir ihtişam sunmaktadır.Katedralin içerisinde yer alan binlerce figürden oluşan mozaikler ve ince işçilikle hazırlanmış detaylar, dönemin sanat anlayışını gözler önüne sermektedir.
Votka Tadımı : Rus kültürünün dünyaca bilinen unsurlarından biri olan votka, bu toplumun tarih boyunca sosyal yaşamında önemli bir yere sahip olmuştur. Gezimiz sırasında geleneksel Rus votkasını tanıma ve bu kültürel deneyimi yaşama fırsatı buluyoruz.
Voskresenia Khristova (Kurtarıcı Kanlı Kilise): Günün son durağı, St. Petersburg’un en tanınmış simgelerinden biri olan Voskresenia Khristova Kilisesi oluyor. Bu yapı, Çar II. Aleksandr’ın 1881 yılında suikasta uğradığı noktanın üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle yalnızca mimari bir eser değil, Rus tarihindeki önemli bir olayın anıtı niteliğindedir.Rengârenk soğan kubbeleri, geleneksel Rus mimarisinin karakteristik özelliklerini taşırken, iç mekânındaki yaklaşık 7.500 metrekarelik mozaik süslemeler yapının en etkileyici bölümlerinden biridir.
Her köşesi büyük bir sanat emeği taşıyan kilise, taş ve cam parçalarının birleşimiyle oluşturulan mozaikleri sayesinde adeta bir resim galerisi hissi vermektedir. Gezimizin ardından otelimize dönüyor ve St. Petersburg’daki keşiflerimize devam etmek üzere dinleniyoruz.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından St. Petersburg’un imparatorluk mirasını ve sanatla iç içe geçmiş ruhunu keşfetmeye devam ediyoruz. Bugünkü rotamız bizi, Rusya’nın ihtişamlı geçmişini yansıtan saraylara, dünyanın en değerli sanat koleksiyonlarından birine ve şehrin manevi simgelerinden biri olan görkemli katedrallere götürecektir.
Hermitaj Müzesi : Günün ilk durağı, dünyanın en büyük ve en önemli sanat müzelerinden biri kabul edilen Hermitaj Müzesi oluyor. Neva Nehri kıyısında yükselen ve bir dönem Rus çarlarının kışlık sarayı olarak kullanılan bu görkemli yapı, yalnızca barındırdığı sanat eserleriyle değil; mimarisi, salonları ve taşıdığı tarihî atmosferle de başlı başına bir eserdir. 18. Yüzyılda Büyük Katerina’nın sanat koleksiyonu ile temelleri atılan Hermitaj, zaman içerisinde dünyanın en kapsamlı sanat merkezlerinden birine dönüşmüştür. Müze içerisinde Leonardo da Vinci, Raphael, Michelangelo, Rubens, Van Dyck ve Rembrandt gibi sanat tarihinin ölümsüz isimlerine ait eserleri görme fırsatı buluyoruz. Ancak Hermitaj’ın büyüsü yalnızca tablolarında değildir. Altın süslemeli salonları, görkemli merdivenleri, kristal avizeleri ve imparatorluk döneminden kalan dekorasyonlarıyla yapı, ziyaretçilerine adeta Çarlık Rusyası’nın ihtişamlı günlerine açılan bir kapı sunmaktadır. Burada sanat ile tarihin iç içe geçtiği, yüzyılların biriktirdiği büyük bir kültür mirasına tanıklık ediyoruz.
Peterhof Sarayı: Hermitaj ziyaretimizin ardından yaklaşık 40 dakikalık bir yolculukla Rus çarlarının yazlık sarayı olan Peterhof’a hareket ediyoruz. Baltık Denizi kıyısında yer alan Peterhof, Büyük Petro’nun Avrupa saraylarından etkilenerek oluşturduğu görkemli bir imparatorluk projesidir. Sarayın en etkileyici bölümü, geniş bahçeleri ve altın süslemeleriyle ünlü çeşme düzenlemeleridir.
Peterhof Bahçeleri ve Büyük Şelale: Peterhof’un bahçeleri, doğanın ve insan elinin oluşturduğu mükemmel uyumun en güzel örneklerinden biridir. Fin Körfezi’ne doğru uzanan teraslarda yer alan altın kaplama heykeller, görkemli fıskiyeler ve özellikle Büyük Şelale olarak bilinen çeşme kompleksi, Rus İmparatorluğu’nun gücünü ve estetik anlayışını yansıtır.Sarayın her ayrıntısında, Rusya’nın Avrupa’daki büyük güçlerle yarışma arzusunu ve ihtişamını dünyaya gösterme isteğini görmek mümkündür. Peterhof gezimiz sırasında öğle yemeği ve alışveriş için serbest zaman veriyoruz.
Kazan Katedrali: St. Petersburg’a dönüşümüzün ardından şehrin en önemli dini yapılarından biri olan Kazan Katedrali’ni ziyaret ediyoruz. 19. Yüzyılın başlarında inşa edilen katedral, Roma’daki San Pietro Bazilikasından esinlenen mimarisiyle dikkat çekmektedir. Geniş sütunları ve yarım daire şeklindeki görkemli cephesiyle Avrupa klasik mimarisinin etkilerini taşıyan yapı, aynı zamanda Rus Ortodoks geleneğinin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kazan Katedrali, yalnızca dini bir yapı değil; Rus halkının tarih boyunca taşıdığı inanç, bağlılık ve kültürel kimliğin de güçlü bir sembolüdür. Gezimizin ardından otelimize dönüyoruz.
Rusya yolculuğumuzun son gününde, St. Petersburg çevresindeki en değerli tarihî miraslardan birini keşfetmek üzere Puşkin Kasabası’na hareket ediyoruz. Çarlık döneminde “Çar Köyü” olarak bilinen bu bölge, Rus imparatorlarının yaz aylarını geçirdiği, sanatın ve ihtişamın buluştuğu özel bir yerleşim alanıdır.
Katerina Sarayı: Yaklaşık bir saatlik yolculuğun ardından Katerina Sarayı’na ulaşıyoruz. 18. Yüzyılda Rus imparatorluk ailesinin yazlık ikametgâhı olarak kullanılan bu saray, özellikle dış cephesindeki görkem ve iç mekânlarındaki zarafetle Çarlık döneminin ihtişamını yansıtmaktadır. Sarayın en ünlü bölümü ise kuşkusuz Kehribar Odası’dır.
Kehribar Odası: “Dünyanın sekizinci harikası” olarak anılan Kehribar Odası, kehribar paneller, altın süslemeler ve değerli taşlarla hazırlanmış eşsiz bir sanat eseridir. 18. Yüzyılda Prusya’dan Rusya’ya gelen bu özel oda, zaman içerisinde büyük bir gizemin de parçası hâline gelmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında kaybolan orijinal eserlerin ardından yeniden oluşturulan oda, bugün geçmişin ihtişamını yeniden yaşatmaktadır. Katerina Sarayı gezimiz, Rus aristokrasisinin sanata ve güzelliğe verdiği önemi anlamak açısından unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Peter - Paul Kalesi: St. Petersburg’a dönüşümüzün ardından şehrin kuruluş hikâyesinin başladığı noktalardan biri olan Peter & Paul Kalesi’ni ziyaret ediyoruz. 1703 yılında Büyük Petro tarafından kurulan kale, St. Petersburg’un ilk yapılarından biridir ve şehrin doğuşuna tanıklık etmiştir. Kale içerisinde yer alan Peter & Paul Katedrali, Rus çarlarının son istirahatgâhı olarak büyük önem taşımaktadır. Romanov Hanedanı’nın birçok üyesi burada defnedilmiştir. Kalenin geçmişte hapishane olarak kullanılan bölümü ise Rus tarihinin farklı dönemlerinde önemli siyasi isimlere ev sahipliği yapmıştır.
St. Petersburg Kanal Tekne Turu: Gezimizin devamında St. Petersburg’u farklı bir açıdan görmek için kanal tekne turumuzu gerçekleştiriyoruz. “Kuzey’in Venedik’i” olarak da anılan şehirde, köprüler arasından ilerlerken sarayları, tarihî binaları ve nehir kıyısındaki görkemli yapıları izleme fırsatı buluyoruz. Suyun üzerinden görülen St. Petersburg manzarası, şehrin mimari zarafetini daha farklı bir perspektiften ortaya koymaktadır. Tekne turumuzun ardından akşam yemeği ve alışveriş için serbest zaman veriyoruz. Belirlenen saatte havalimanına hareket ediyoruz. Bilet ve bagaj işlemlerimizin ardından Türk Hava Yolları’nın TK400 sefer sayılı uçuşu ile saat 00:15’te İstanbul’a hareket ediyoruz.Rusya’nın tarih, sanat ve mimariyle örülü iki büyük şehri Moskova ve St. Petersburg’u keşfettiğimiz bu özel yolculuğumuzu tamamlayarak İstanbul’a ulaşıyoruz.
MÜKEMMEL 50 değerlendirmeye göre. Google'da yayınlandı Damla TTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Harika bir turdu güzel arkadaşlıklar kurduğumuz aile gibi hissettiğim turdu kesinlikle tavsiye ederim en önemlisi turda benim için güven ve konfor alanıydı ve çok güzel 5 gün geçirdik birlikte Mukit beye ayrı çok teşekkür ediyorum kendisinin ilgi be alakası için 🙏🏻 not : özellikle bayan arkadaşlarım Mukit bey harika resim çekiyor 🤗🙏🏻Google'da yayınlandı Sirarpi PTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Keyif aldığım kültür gezilerimdendir Ürdün gezisi. Gurubun uyumu rehberimizin gayreti ile her daim iyi ki gitmişim diye hatırlayacağım. Özellikle Petra masalsı güzelliğiyle unutulmazım . Teşekkürler Blue Cat teşekkürler Mukit Arslan. Nice gezilerde buluşabilmek umudumla.Google'da yayınlandı Emel KTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Ürdün gezisi çok tempolu ama bir o kadar muhteşemdi hiç bir konuda aksaklık yaşamadık rehberimiz çok tatlı o güzel anlatımıyla hepimize renk kattı çok teşekkür ederim herşey içinGoogle'da yayınlandı Ünzile ETrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. İyiki Ürdün ve iyiki Blue Cat Travel ile geldim. Herşey çok güzeldi, tüm beklentilerimi karşıdı hatta fazlası bile vardı. Petra’yı çok görmek istiyordum. Ayrıca Wadi Rum , Lut gölü ve diğerleri hepsi çok güzeldi. Zaman yönetimi, kaldığımız otellerin kalitesi, transferler, rehberlerin ilgisi, alakası çok iyiydi. Tavsiye ederim. Ürdün’e gelecekseniz kesinlikle Blue Cat Travel ve Mukit Aslan kalitesi diyorum.Google'da yayınlandı Seval ATrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Ürdün turumuz beklentimin çok ötesinde geçti. Her şey son derece profesyonel, düzenli ve özenliydi; buna rağmen turun içinde hep sıcak, samimi ve aile hissi veren bir atmosfer vardı. Petra ise gerçekten nefes kesiciydi, adeta büyülendim. Böyle özel bir deneyimi bu kadar konforlu ve güvenli hâle getiren Bluecat'e gönülden teşekkür ederim. Kesinlikle tavsiye ederim.Google'da yayınlandı Etem BTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Blucet’le çok güzel dolu dolu proğramlarda devamlı buluşmak ve gezmekGoogle'da yayınlandı Armagan OTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. 22-26.04.2026 Tunceli, Kemaliye Gezisine dair yorumlarım: - Program çok titiz ve profesyonelce hazırlanmıştı. Bu hazırlık seyahatin her anının dopdolu geçmesini sağladı. - Katılımcıların uyumu gibi detaylar bile düşünülmüştü, bu da bir birini tanımayan bir çok insanın hiç sorun yaşamadan aynı zevki tatmasını sağladı. - Ayrıca program neredeyse dakika hassasiyetinde plana uygun ilerledi. Bu sayede hiç koşturmadan ama çok tempolu, her anı dolu ve eksik kalan bir şeyler kaldığını düşündürmeden gezimizi tamamladık.. - Mukit Bey gerek donanımıyla, gerekse akademik seviyede yaptığı anlatımlarla, seçtiği güzergah ve izlediği metodoloji ile katılımcılara bir kültür seyahatinden beklenebilecek tüm keyfi aldırdı. - Her soruyla ve ihtiyaçla -bazen defalarca tekrarlansa da- tükenmeyen bir sabırla bizzat kendisi ilgilendi. Kendisine teşekkür eder, bu profesyonel yaklaşımı tecrübe etmelerini ilgili gezginlere tavsiye ederim. Kendi adıma bundan sonraki gezilerde şartlar ve güzergahlar el verdiğince tercihim Blue Cat Travel olacak.Google'da yayınlandı Meryem GTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. Nisan 2026 Tunceli gezisinde Blue cat Turizm ile ilk seyahatimi yaptım. En ince ayrıntısına kadar bölgeyi bize tanıtan Mukit beye çok teşekkür ederim. Yeni gezilerde birlikte olmak dileğiyleGoogle'da yayınlandı Yılmaz GTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. BluCat turizm ile 3. Defa yaptığım gezi ve önceki gezilerden çok memnun kaldım. Herkese tavsiye ederim. Diğer gezi programlarından farkı ne? Donanımlı ve konusuna hakim Sayın Mukit Aslan gezilen yerlelerle ilgili doyurucu ve bilgilendiricili açıklamalarla kültür gezilerinin tamamlanmasını en iyi şekilde sağlıyor. Teşekkürler BluCatGoogle'da yayınlandı Tülin KTrustindex, incelemenin orijinal kaynağının Google olduğunu doğrular. 22 Nisan 2026 Tunceli- Kemaliye turuna katıldım, çok çok keyifliydi.Teşekkürler Mukit Arslan,teşekkürler Blue Cat 🙏
İstanbul’da butik turlar düzenleyen Bluecat Travel, özel ve unutulmaz gezi deneyimleri sunar. Dünyanın gizli köşelerini keşfetmek için bize katılın.